9 Aralık 2014 Salı

çok konuşuyorum içimdeki sessizliği bastırmak için
hayat sadece başarılardan mı ibaretti sanki
oysa benim bir sürü üstelik kimsenin sahip olamayacağı kadar düşüşlerim var
toza toprağa çamura bulanmışlığım var
yeniden ayağa kalkıp
üstelik kalkar kalkmaz düşüşlerim var
olsun napalım
elimizde sadece bunlar var
yetmez mi ki bunlar ölme hakkını elde etmeye
oyy bide kucak dolusu yanlış anlaşılmalarım var
benimde toprağım senin ki gibi olacak
belki üstünde çiçek ekenler olmayacak ama olsun benimkinde de solucanlar olacak
evet üstelik renkleri kahve olacak
kahve en sevdiğim hemde
daha ne olsun

2 Aralık 2014 Salı

Hayatindan ne bekliyorsun..ne buluyorsun
Çevrendeki insanlardan ne bekliyorsun...ne buluyorsun
Kendinden, benliğinden ne bekliyorsun...ne buluyorsun
Umutlarindan ne bekliyorsun...ne buluyorsun
Acizliğinden ne bekliyorsun..ne buluyorsun
Hala beklememeyi öğrenemedin
Aferin sana
Hep boyle bekle
Hep boyle bulama
Hep boyle sinirlen
Hep boyle kiril
Yinede birşey soyleme
Aferin...

23 Kasım 2014 Pazar

bakışlarımı ne zaman uzatsam o boşluğa
karşımda kocaman buz gibi bi duvar
inanmak hala ne zor
biliyorsun, eminsin ama..
belki bir ihtimal
duvara resimler çiziyorum
içimi ısıtması için
ellerim boşlukda kalıyor
bildiğim herşeyi unutuyorum
bir umut yani bir umut işte
şu içimin yalnızlığı yok mu
keskin bıçak gibi
yokluk
koltukdaki boşluk
kulağımda kalan nasihatler
telefonumdaki numara
okadar değiştim ki
kendi karanlığım yetiyor boğulmama
varlığım da yokluğum da bir
renklerim gittikçe kayboluyor
duvardaki gölgeye dönüşüyor
bedel ödemeden bir yere gitmek yok biliyorum artık bunu
güçlü iken güçsüz olmak....

6 Kasım 2014 Perşembe

Iki perde arasindan bakiyorum dunyama.Ağaçlar, dag ve bulut..bense avutmak icin kendimi dunyalik seylere gomuluyorum.belki diyorum bu sefer olur belki bu sefer basarirum.gunesi hediye ediyor hergun Rabbim bize.oyle guzel ki geri ceviremiyoruz hic bir zaman.Bir cok seyi tatmadan gidecegim buralardan biliyorum ama umrumda degil.belki daha guzeli bulur.avutmalar yine basladi.tuttuğum dali kirdim.baglandigim ipi de kopardim.ellerim boslukda simdi.yakalamaliyim yine birseyler.bir kusu belki.belki bir bulutu.ama demistim ya gecenlerde hersey beklemek diye.bildigim butun kavramlarda bocalamaya basladim.bambaska bir dunyada gibiyim.boslukdqki ellerimi beklemeye mi vermeliyim...

5 Kasım 2014 Çarşamba

tüm hayatımız beklemekle geciyor demişti bir arkadaş, ne kadar da haklı. hep bekliyoruz. gerci kim ne derse desin başka caremiz de yok gibi. acizlikten bekliyoruz, yapacak başka bir şeyimiz olmadığından yada gidecek başka bir yol yada tıklatacak başka bir kapı. elimizde sadece beklemenin kapısı beklemenin yolu. sağım solum önüm arkam beklemece. imanımız kaçar geri gelsin diye bekleriz. dualarımız kaçar yeniden bizi bulsun diye bekleriz. sevmeyi bekleriz sevilmeyi bekleriz sahiplenilmeyi korunmayı bekleriz. her şeyden önemlisi kendimizi bekleriz...yalnız olmayı bekleriz bazen, bazen olmamayı, nokta yerine virgul atacagımız zamanları bekleriz bazen bazense birinin bize elma soymasını, çoraplarımızı çıkarmasını bekleriz birde. aslında ne istediğimizi bilemedn sadece aciz yanlarımızı gördüğümüzden özgüvenimiz olmadığından... eminim yapacak çok şey var ama beklemekten zaman kalmıyor başkaldırmaya.....

30 Ekim 2014 Perşembe

bişeyler yazacak vaktim olmadığından değil yada artık mutlu olduğumdan değil yada yazacak bişey bulamadığımdan değil mevlana misali hamdım piştim yandım bu üç safhadan birindeyim geçip gidiyorum ama hangisindeyim bilmiyorum. yazamamak değilde artık nasıl ifade etmeli modundayım daha çok hiç akıldan çıkılmayan onca şeye yenilerini ekliyorum gün be gün. insanlar eşlerini arıyor yada çiftlerini. ya bendeki bu lakayt durum ne. kendim bukadar üzgün iken nasıl oluyorda etrafımdaki insanları üzme hakkı buluyorum kendimde. nedne bu kadar bencil oldum ne zaman bu hale geldim. hesabını verebilecekmiyim. umudun ortasında iken doğum sancısı gibi gordum hep yaşadıklarımı oysa bir avunmadan öteye gecememişim ne yazıkki..zaman işliyor tik tak. çabucak geçsin be hızlıca. geçsin ama aklı başında. aklımı başımdan almadan. sonra nasıl bilirim ki nasıl konuşacağımı...

2 Ekim 2014 Perşembe

boş bir kutu
kutuda bi delik
delik de bir göz
bir sağa bir sola
bir kalp var ortada atan
deliğin hemen altında
kalbin ellerinde bekleyiş
bekleyiş bilir mi beklendiğini
bilsin ki acele etsin
göz hala bir sağa bir sola
dili yok kalbin
boş kutuda bazen bir bulut
bazen bir kuş
çırparken kanatlarını döküveriyor tüylerini
delikde bir göz
el sığmıyor deliğe
el büyük
dil lal
bekleyiş
belki biri
boş kutuyu
kutudaki deliği
delikten bakan gözü
sığmayan büyük eli farkeder
el dil olur
dil anlatır
kalbin eksikliklerini
...

29 Eylül 2014 Pazartesi

21 Eylül 2014 Pazar

Uyumak lazim degil mi geceyi ustumuze yorgan yapip, yildizlardan korkarak,ayi kalbimize bastirarak...

9 Eylül 2014 Salı

Ah be zaman bekle ağlayacağim
Bekle yeniden inşa edeceğim hayallerimi
Umuda yer yok pek
Zayifligimi cikarmak istemiyorum ortaya
Acizlik iste yurek boyu
Alip o yuregi kirasim var
Baskalari kirmadan ben kirayim
Damlalar dokulmek istiyor
Izin vermiyorum
Yorgunum hic halim yok
Simdi kim toplayacak her birini tek tek
Neye tutunmali neye siginmali bilmem
Emin olmadigimiz bir yarin ve emin olmadigimiz bir gelecek
Deger mi gercekten tum bu beklemelere
Gittikce sinirli bir insan oldum iyice
Aksi soytari asabi...

21 Ağustos 2014 Perşembe

Bu kadar aci ile yaşamayi nasil başariyor bu insanlar...
Benim nefesim kesilirken bazen...

19 Ağustos 2014 Salı

Kalbimdeki kiriklari kime anlatayim bilmiyorum
Anlatsam neyi değiştirecek onu da bilmiyorum
Arşinladiğim yollari saysam
Bir ömrü geçer
Hayati sindirememek yaninda eşantiyon
Tiklatmaya çalişiyorum aslinda kapilari
Ama yeteri kadar güçlü değilim sanirim
Kimse çikip kim o demiyor
insan kendine bile yalniz olur mu
En kalabalik olmam gereken zamanda hep birdim
En mutlu olmam gereken zamanda yarim tebessüm
Bilmiyorum bu nankörlüğün bedeli nedir
Nasil ödeyeceğim bunu
Yeteri kadar dolumu ki ceplerim
Ellerim boşlukda sallaniyor bu aralar
Gözlerimse takildi bir yildiza...avare
Dolanip duruyor yüreğim gökyüzünde
Biçare...

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Kul yetiş demeden Hızır yetişmezmiş diyorlar
ne yalan halbuki
bizi bizden daha seven O varlık herşeyimizi biliyor
herşeyimizi görüyorken
çaresizliğimizi bilip, duyup
cevap vermek için aracı tutuyorken
ne istediğini bilmeyen nefislere
yol gösterip imdat ediyorken
neden ondan kaçarcasına sağa sola savruluşumuz
ellerimizi açtığımızı sanıyoruz
arada bir
yemek yerken de arada bir mi yiyoruz
yada ruhumuzun gıdasının eksikliğini neden sonradan farkediyoruz
ruhumuzun yangınını neden göremiyoruz bilmiyorum
bu kadar güçlü ve önemli bir görev verilmişken
neden herşey zevk ve sefa için sadece
Elbette Ömer Hayyam da olmak lazım arada bir
ama ya Mevlana
ya Eyüp as.
boğazımıza kadar kibire batmışken
hoşgörüyü neden bu kadar gerilere bıraktık
neden alnımız yere eğilmeyecek kadar ukala
güvendiğimiz şey ne
şu an bir pıhtı ile ellerimizden kayıp gitse geleceğimiz
vereceğimiz hesap çok büyük
kul olamadığımız için değil
onun öncesinde
insan olamadığımız için...

10 Ağustos 2014 Pazar

kendi karanlığımızı görmüyoruz diy mi hiç bir zaman
kendi kararsızlığımız da ki koyu rengi
içimizdeki derin boşluktan da haberimiz yok Allah bilir
sevgisizliğimiz deki acizliğimizden de
gece fırlatılan havayi fişekler gibi çaresizliğimiz
mahkum ve sessiz
ellerimizi gökyüzüne kaldırmayalı uzun zaman oldu
yıldızlarla doldurmayalı da
açıkta kaldı hepsi
oysa ne sıcakdı eskiden
ne umut dolu
şimdi ne yana baksan
aff
yaşlı hissetmek ne korkunç
emin olmamak da öyle
gözlerini kapamak sonsuzluğa
sabırla beklemek...

5 Ağustos 2014 Salı

benim tuzum kuruymuş, evet
kimseye bişey anlatmıyorum diye mi
sessizlik neden bu kadar uzak insanlara
arada bir sussalar duyacaklar kendi seslerini
gidin ne olur diyorum
arada bir izin verin
bana , kendinize, hayata
çığlıklarım var oysaki duymak isteyene
gökyüzüne gönderdiğim balonlarım var
bilmiyorlar
tuzum kuru evet
çünkü sizin değer verdiğiniz şeye değer vermiyorum
başka yoksunluklarım var benim
senin anlayamayacağın boşluklar
ve senin anlayamayacağın fazlalıklar
oluruna bırakmama neden izniniz yok bu kadar
izin verin yaşam hakkımı kullanıp nefes alayım
yoksa tuzum kuru diye buna damı izniniz yok
tamam madem bu kadar dertlisiniz
alın elinize bir kova
ıslatın sahip olduğum tüm tuzları
sonrada yol verin gideyim
tuzlarımı kurutmaya...

23 Temmuz 2014 Çarşamba

çıktım sanıyordum şu bunalım hallerimden
ama nafile
bir giren bir daha iflah olmaz mı ne
elim kolum sağım solum riya
ne yöne dönsem zincirler
kıramıyorum da saramıyorum da
bakışlarım kayıyor toprağa
havaya bulutlara
bir imdat bir nefes bir ışık ya Rab
tamam yeniden dirilmesem de olur ama
işte yaşayacak kadar
bazen pişmanlık neye karşı kime karşı bilmem
bazen öfke kendime ve insanlara
bocalıyorum yine
tutunduğum bişeyler var sanıyorum yaşarken
sanmaktan güzel ne var
bilmiyorum ki kime ses edeyim
kimin bağrına dayanayım
bilmiyorum ki bu nefes nereye kadar götürür beni...

18 Temmuz 2014 Cuma

susup yaşamaya çalışıyorum aslında
ama çalışmaktan öteye geçemedim
hatta öyle tembelim ki
artık onu da yapmak gelmiyor içimden
neden böyle oldum
dünya yansa umrumda değil sanki
ya da arada bir gizli zincirler vuruyor beni
ne yana atsam elimi
karanlık
bakışlarım çoktan ferini yitirmiş gibi
arada gülümsüyorum
acınacak halime
kurtaramıyorum kendimi
şu hal beni öldürüyor
sonra bi bakıyorum
yok yok hala hayatdayım
yoksa yaşarken ölüyormuyum
bir an kalbim duruyor ve yeniden çalışıyormu acaba
zaman akmıyor mu yoksa arada bir
hissedemeden gidiyor oysa
koca bir yalnızlık var boğazımda
düğüm düğüm işte
yani öyle derler ya
inanmayı çoktan bıraktım
sımsıkı sarılmayıda
kendime elbette
hayal kırıklığı önce insanın kendinde başlar mış
doğru
ben sanırım kendi yükümde eziliyorum
bunca zaman geçti
yok hiç umut
benden adam olmaz
ıssız bi beyinde çanlar çalıyor arada
elime alıp koşuyorum tüm bahçeyi
hadi ders bitti evlere dağılın diye
insanın bir sürü kapısı varken
hiçbirini çalamaması ne büyük bir yalnızlık
sen bile kendini anlayamıyorken
o kapılardakiler nasıl anlasın
yağmur yağsa keşke ruhumuzun üstüne
arada çıksa bedenimizden ve ıslansa biraz
akıtsa tüm kirlerini
arındırsa tozdan çerden çöpten
bazen kaldııyorum kafamı gökyüzüne
sonra nefesim kesiliyor
herşey bildiğimiz gibi kalsa keşke
yada eskiye sıkılınca dönebilsek
o kapı açılsa 10 yılda bir de olsa görsek demişti annem
çaresizlik bu olsa gerek
insan bazen umutlarının altında da ezilebilir...

23 Haziran 2014 Pazartesi

Ruhumun yara aldığını biliyorum
kanamalarım benden habersiz değil
gökyüzüne bakmaya utanıyorum bazen
güçlü olamadığım için
içimdeki sessizliği bastırmak için çok konuşuyorum
gürültülerim yalnızca beni susturuyor
dinleyen yok bu sessiz bağrışları
dallarından koparabilecekmiyim çığlıkları
şimdi nereye gitmeli
ne yapmalı
bir süreliğine unutmak...
zaman durduruyor bizi
neyseki geçiyor aynı zamanda
eskilmeye eskimeye devam...

1 Haziran 2014 Pazar

zamangeçtikçe herşeyin iyi olacağını düşünür insan
oysa zaman geçtikçe
sevdiklerin eksilir
sen eskirsin
yüreğin eskilir
ya hiç müsait olmuyor insanlar
yada birbirlerini hiç anlamıyorlar
mutluluğun dibine tüküresim geliyor bazen
sahip olamadığım için değil
insanların başını döndürdüğü için
başımı onunla değil gökyüzü ile döndürmek istiyorum
orda bir el var her baktığımda görüyorum
sırtını dönmüş bir yüz
mavi beyaz çizgiler
zaman doluyor
dolsunda zaten
amaçsızca yaşamak daha kötü
anlaşılamamak daha kötü
seviliyormuş gibi yapılmasından nefret ediyorum
kimsenin birbirini sevdiği yok
insanların içinde barındırdıkları o zerre kadar iyiliğin üstüne çoktan çimento dökülmüş
beklemenin kazmanın hiç bir anlamı yok
toza toprağa bulanmış çürümüş bir ruh
hiç gerek yok...

27 Mayıs 2014 Salı

uyusak ve uyandığımız da herşeyi unutmuş olsak ne güzel olurdu
herkesin acısı kendisine büyüktür bilirim
kimisi düşer dizlerini kanatır
ama yüreği acır
kimisi sevdiğini sandığı kişiye kavuşamaz
yüreği acır
kimisi bildiği herşeyi unutur yolunu kaybeder
yüreği acır
ortak olan tek şey yangın yerinin aynı olmasıdır
yanık kokusu bazen okadar çoğalır ki
nefes alamazsın bunuda bilirim
okadar aciz okadar çaresiz kalırsın ki
söyleyecek bişey bulamazsın
bunu da bilirim
bir ışık istersin sadece
bir yıldız belki
yada bir kurtuluş yolu
kendine söylediğin yalanlardan kurtulmak istersin
yeniden huzurlu umutlu olmak
hiçbişeyin farkında olmadan sadece gülümsemek istersin
okadar basittir ki aslında istediğin şey
bunu da bilirim
bilirim O da bilir bunu
elden ne gelir....

10 Mayıs 2014 Cumartesi

hangi muradla gönderildik bu dünya ya bilmiyorum
ama hangi niyetle burada isek allah teala ona kavustursun
onun istegine ulasmadan göçmemek temennisi ile
bunları dinledikce yada okudukca daha cok ozluyorum
daha cok agrıyor gözlerim ama olsun
şikayetim bunun üzerine değil
şikayetim kendime
alıyorum bir örtü elime ya üstümü örtüyorum
yada gözlerimi kapatıyorum onunla
sanıyorum ki öyle yapınca herşey kaybolacak
kendimi kandırmaktan öteye geçemedim henüz
sadece sıkıldım
kendimden
insanlardan
gürültüden
kalabalıktan
hemen şimdi farklı bir ülkede olmak isterdim
sırtımdaki tüm yükleri geride bırakarak
bir anlığınada olsa nefes alarak
biraz da anlayış isterdim sanırım
neyse
hep şikayetler
hep özlemler
başka birşey bilmiyor gibiyim
hayat bana başka birşey öğretmemiş sunmamış gibi
düştüğümüz yerden
düşüpde çamura bulandığımız yerden
düştüğümüzde kalbimizi kaybettiğimiz yerden
eller uzandığında ulaşılamayan yerden
kaldır bizi Rabbim
kaldır yeniden kendimize gelelim
biraz toplayıp kalbimizi temizleyip çörden çöpten
öyle gelelim
sen iste yeterki
biz hep geliriz aslında
sen sadece gel de
koşarak geliriz 
bizi sensiz bırakma
o sıcak duyguyu hep içimizde barındır
alma
alırsan geriye sadece küllerimiz kalır
birde içimizdeki şüphe tohumları
tohum ki yeniden hayat verir
alma sevgini
alırsan bomboş  bi hayat
alırsan
amaçsızca dolanan boş kalpler boş bakışlar
alma Rabbim ver
huzur ver iman ver
sevgi ver merhamet ver
birlik beraberlik ver ışık ver gözlerimize
ışık ver beynimize
ömrümüzü tamamlayacak kadar
firdevs değil derdim
adn da değil
sadece Sen
olması gereken Sen...



29 Nisan 2014 Salı

işte bakınca arada bir herşey önemsiz geliyor
zaman geçsin diyorsun
bunu söylerken mutlu değilsin
ama başka çaren de yok
kurtulmanın tek yolu zamanın geçmesi gibi
yoksa zaman geçsin varlığın sona ersin ne ile karşılaşılacaksa bir an evvel olsun durumları değil
sadece evet zaman geçsin ve şu anki halinden kurtul
hepsi bu
bazen öyle bir girmek istersin yataga
perdeyi sonuna kadar açıp
saatlerce dışarıyı izlemek istersin
açlık ve ya tokluk
sevdiklerin veya sevmediklerin
o an hiçbir şeyin önemi yoktur
kendinin bile
belki sadece o anlık tüm bedenin uyuşuyor
yada felçe uğruyor gibi
tonlarca işin olmasına rağmen kolunu dahi kıpırdatamıyorsun
tek yaptığın bulutları dahi olmayan gökyüzüne odaklanmak
sanki birşeyler bekler gibi
sanki tüm bu keskin duygularımı kaybediyor gibiyim
zamanla daha hissiz daha sakin ruh halleri
belki alışmak belkide kabullenmek
hala özledim diyerek uyanıyorum ruyalardan
hala inanamadığın bir dünyada yaşamak
hala yalnızlık ve üstüne eklenen yorgunluk hissi

27 Mart 2014 Perşembe

saçma sapan bir istasyon burası
ne ağacı var ne gölgesi
ne yağmuru var ne açan çiçekleri
sadece kar kış kıyamet
biz neyiz ki
bukadar güçlü bu kadar dimdik
biz neyiz ki
herşey bizim için mi
tüm uzuvlarımla hissediyorum bazen
tüm hücrelerimle
tüm atomlarımla
yörüngem acılarımın etrafı
başım dönüyor etrafında dönerken
çarpmamak için duygularıma
savuruyorum kendimi
özlemleri koyamıyorum bir kenara
hani hepimiz yalnızız derler ya doğru
önce kendimi kabullenmeliyim
kendimi kabullenmeliyim ki yalnızlığım geçsin
yalnızlığım geçsin ki kendimi kabullenebileyim
önce yalnızlığımı geçirmeliyim
bu durgunluğu alsın biri içimden nolur
alsın bu içine kaçan hallerimi
yerine bir gülümseme bıraksın mesela
biraz gürültü biraz insan
Ver Rabbim
ne olur birazda senden ver
bağ bahçe değil
duygu ver düşünce ver
ver Rabbim biraz da sabır ver


25 Mart 2014 Salı

herkese, herşeye kızıyorum bazen
bildiğim tüm kötü sözleri sarf ediyorum
içimdeki yıldızları koparıyorum tek tek
üstlerine basıp geçiyorum
hiç olmamışlar ve bana umut vermemişler gibi
hayatıma bakıyorum
sanki benim ellerimden çıkmış gibi
tepemde ipler var
ipler başkalarının ellerinde
boğazımda düğümler
düşlerimde düşünceler
kaybolmuş bilinçaltı
bulamayınca ben kendimi
yeniden başlıyorum aramaya
kısır döngü gibi
tekrar ve tekrar
sanki bir yerlere saklanmış bulunmayı bekleyen gibi
usumda biriktirdiğim bir yol
ne başı belli ne sonu
eskiden kitaplar yol gösterirdi
alırdı yanlızlığımı
şimdi onlarda yok
çıkardım hepsini hayatımdan
kelimeleri oturtamıyorum yerlerine
kendi ruhuma yapamadığım gibi
sonu gelmez şeyler var kafamda
hiç susamıyorum bu nedenle
nefis
kör şeytan
zaman geçiyor
şükür...

22 Mart 2014 Cumartesi

yazıyorum ama içime
kalbimin duvarlarına
parmak uçlarıma kadar geliyor harfler
bazen iyilikler
bazen kötülükler
gözlerimin önünde hep çocukların vurduğu kuşlar
bedenleri taş
elime alıyorum hepsini
topluyorum kucağıma
ölülere saygı
toprağa saygı
kızıyorlar bana hep
bense yaşamak sevdası istiyorum biraz
parmak uçlarıma yetecek kadar
resimler asıyorlar hep kalbimin duvarına
bir çivide ben çakıyorum babamı asıyorum oraya
keşke burda olsaydı şimdi
keşkeler ne çok hayatda
zaman geçsin diyorum ya
hala oyle diyorum
iyileşmek umrumda değil
yaşlar kalbime dökülüyor
kase yaptım biriktiriyorum
ben ne yaptığımı
nasıl yaşadığımı bilmiyorum
...






27 Şubat 2014 Perşembe

kendi  kendime konuşuyorum bazen
görenler oluyor
duyanlar oluyor
ama olsun
diyorum ki
bir baba bir anne edası ile
bak arkadaşım
boşver kendini toplamasanda olur
kendine tamamiyle gelmesende olur
çünkü öyle bir hayat hiçbir zaman var olmadı olmayacak
gereksiz hayallere kapılma boşuna
ama...
yaşayacak kadar işte
nefes alırken darlanmayacak kadar
kabullen herşeyi
bırak istediğin gibi gitmesin
şimdiye kadar gitti mi ki
hayır
hayatımız boyunca kaf dağıyla yaşadık
kimi zaman önümüzde
kimi zaman arkamızda
göremiyoruz hiçbirşeyi
çok cahil çok bilgisiziz evet
işte bu kadar
sahip olduğun , olacağın hepsi bu
neden yoruluyorsun bukadar
neden uslanmıyor
durduramıyorsun kendini
yapman gereken teşey kabul etmek
hepsi bu...

17 Şubat 2014 Pazartesi

yaptığım yada nefes aldığım pek bişey yok
sadece üstünü örtüyorum hayatımın
sanki kuşlar kapacak
alsalarda kurtulsam...
insan bi kere yaşadımı
bi kere hasar gördümü
bir daha iflah olmuyor...

14 Şubat 2014 Cuma

dudaklarını ısırmak
akıtmamak için
merak etme teyze hasta değilim
ağlıyorum sadece,
korkma bulaştırmam sana
ağlama hastalığımı...
içimdeki kabuğun yarası kalktı yine...
bu gün 14 ü ayın...
babam...

13 Şubat 2014 Perşembe

hep
biliyorum
anlıyorum
diyorum
oysa
hiç birşey
bilmiyor
ve
anlamıyorum...

12 Şubat 2014 Çarşamba

ben anladım ki bişeyleri anlamak yada anlamaya çalışmak gerekmiyor
zaman bir şekilde geçiyor
ve sen zamanın bir şekilde geçmesini istiyorsan
düşünmeden takılmadan anlamaya çalışmadan devam etmelisin
böyle yaparsan zaman geçecek eminim
geçecek ve senin planlamadığın şeyler katacak hayatına
belki seveceksin
belki sadece katlanacaksın
ama olsun
bir zamanlar
çok gülümseyen bir çocuk olduğunu unutmazsan
hayat daha kolay gelecektir
sırtını buna daya yeter
demekki zamanında gülümseyecek birşeyler varmış diyeceksin
gerisinin bir önemi yok...

7 Şubat 2014 Cuma

gölgelerle oynamak yorucu gelmeye başladı artık
vakit gecer gece olur
gölgeler çıkar ortaya
biri saçının telinden
biri ellerinden
 biri beyin hücrelerinden
çekiştirmeye başlar
ister istemez katılırsın onlara
ama garip bir şekilde bir arkadş gibi
zaman  geçtikçe tuhaf oluyor  insan
bi okadar da korkak
bi okadar sakin
bi okadar kabullenmiş
belki bi okadar huzurlu
daha az tutkulu ama daha güçlü
çünkü zaten kaybetmişsin bi çok  şeyi
bi yerden sonra artık koymuyor tabı


31 Ocak 2014 Cuma

vay be insan fıtratı ne garip
ruh ve bedenın istekleri ne kadar farklı birbirinden
dün bişey isterken bugun onu istememek
dün sımsıkı sarıldığın şeyin bugün yüzüne bile bakmamak
tek değişmeyen
ay güneş ve gökyüzü
bulutlar bile sabit değil
zaman gibi
 ve tabi bizde değişiyoruz elbet
dün telkinler sussun derken
bugün nerdeler diyorum
dün susturduğum kuşlar bugün kanat çırpsın istiyorum
hava buz ruhumuzda öyle
ellerimizde
bakışlarımızda
içimizd kalan kırık sevgilerimizde
nereye dönsem donuyor bakışlarım
sıcak insanlardan lazım şimdi
sımsıcak
sadece bakışları ile ısınabileceğimiz insanlar...

29 Ocak 2014 Çarşamba

tavsıye

hiçbir zaman plan yapma
zira duvara toslarsın

umudunu kaybetme
onsuzda yaşanıyor ancak
onunla sanırım katlanmak daha kolay
umutsuz yaşa boşver
herşey olacağına varıyor

insanları sev
ama abartma
şimdiye kadar onlarsızdın
yine oyle yaşayabılırsin bunu biliyorsun

uykun gelince hemen uyu
kapını ona acki kapıyı çalıp çalıp gitmesin
küserse kötü oluyor

tavana fazla dalma
boğulabilirsin

şu korkuyu içinden at
kolay değil biliyorum
ama bak zaman geçiyor
sende diğerleri gibi mış gibi yapabilirsin

yanındakilerin kıymetini bil
onlarsızda yaşarsın ama
onlarla daha başka
ya onlar sensiz?

dua yı hiçbırakma
sen onu bıraksanda o senı bırakmıyor
neden  onun sıcaklığına bırakmayasın kendını

insanlara fazla guvenme
hiç kimsenin içi seninki gibi değil
bunu kabul et artık

ellerin hep gökyüzüne yakın olsun
başında hep yere

insanların gözlerine bak
ışık varsa yakala
yoksa salla gıtsın
bide onları taşıma sırtında

ve evet arada sırtındakileri yere bırak
bi nefes al
ve yeniden başla
arada yeniden başlayabilmek lazım....





25 Ocak 2014 Cumartesi

telkin

merak etme herşey güzel olacak
endişelenme herşey yoluna girecek
biraz sabret güzel olacak güzel
olacak olacak merak etme
yok öyle düşünme iyi olacak
hiç düşünme bunları bi bakıcaksın herşey yoluna girmiş
insanlara verilen telkin hiç mi değişmez arkadaş
sanki yıllar geçiyor tek değişen çevrendeki telkin veren insanlar
çevren ve yaşadığın zaman
ha bide yaşadığın sıkıntıların çeşitleri
ama cümleler hep aynı
e tabi sürekli duyunca bi anlamıda kalmıyor
bi kulakdan girip fazla oturmadan ötekinden çıkıyor
sussunlar demiyorum dermiyim hiç
ama bitsin artık bu sıkıntılar
bitsin ki artık bu cümleleri duymak zorunda kalmiyim
neyin peşinde koşarsan kaçar o senden
ve neye ulaşmayı bırakırsan geri gelip kapını çalar
sıkıntı olan  ise o şeye artık aynı gözle bakmadığındır
keşke aynı değeri versende sana geri geldiğinde mutlu olsan:)
şimdi neyin anlamı var
neyin peşinde koşuyorum
ne kaçıyor şimdi benden
bilmiyorum
bildiğim tek şey
ben değişiyorum



15 Ocak 2014 Çarşamba

azınlıklıların sevmeye sarılmaya
mutlu olmaya hakları yokmuş gibi davranıyor yeryuzundekiler
oysa onlardan ogrenıyorlar herşeyi
gökyüzüne bakmak sadece onların hakkı gibi


dışarıda yağmur var
yağmurun altında  yalnız bir kedi
kedinin gözlerinde hüzün
hüznün elinde umut


göz kapaklarım düşüyor üstüme

bu kuş masalıdır ne tuhaf
ne kanat var ne rüzgar
ne bulut
ne de lambadaki cin

herşey çift yaratılmış değil mi?
o halde içimdeki bu boşluğun adı ne?
kocaman yalnızlık...

11 Ocak 2014 Cumartesi

ben biliyorum
kuşlar yine geçecek üstümden
gökyüzü yine mavi kalacak
bulutlar yağmur yüklenmeye devam edecek
ama ben hiç birini hissetmeyeceğim
kar yine yağacak buz
kalpler kırılmak için yarışacak
bebekler ağlamak için
bombalar düşmek için
ama ben hiç birini hissetmeyeceğim
ben biliyorum
aşk hergün yeniden doğacak
kimileri inanacak varlığına
kimileri alay edecek
ben yine kabul etmeyeceğim
arılar yine yapmaya devam edecek bal
büyük emri yerine getirecek
 ama ben hiç tadına varamayacağım
sevgi hep var olacak dogru
ama karşılığı olmayınca
getirisi olmayınca
bırakılıp gidilecek
işte bunu biliyorum
fedakarlık mı o ne?
o yok artık
sadece bencillik var
ben artık iflah olmayacak
bu halimle kalacağım
tüm inandıklarımı bir kenara koyup
üstüne danteller sereceğim
eski ben kaybolacak yağmurla birlikte buharlaşacak
işte bunu hissedeceğim
kalbim artık nem kapmış
güneşde yok
olsun
yinede sabredeceğim...



10 Ocak 2014 Cuma

yollar olur..gelinir gidilir
yokuşlar olur çıkılır...inilir
çukurlar olur ..genelde düşülür
düşünceler olur..siyah
zaman olur
yutulur herşey
sindirdiğini sanırsın
kursakda kalmıştır
yürürken apansız kulağa bir tını takılır
bir melodi duyarsın inceden
sonra kesilir
kovaladığın tek şey hayat boyunca
o melodiyi yeniden duyma sevdasıdır
ama bunun adı farklı
bunun adı mutsuzluk değil
mutsuzluk olsaydı katlanırdı ınsan
bu daha çok değirmen altında ezilen buğday gibi
çaresiz aciz
hiç bitmeyen kalp sıkışmaları
savaşın ortasındaki yalnız savaşçı
mutluluk olmasada olur Akasya
fedakarlık insan üstü gibi
yalnızlık içimi ısıtıyor artık
ne tuhaf eskiden dondururken
şehir çok yakınımda
ellerim onun elinde
ışığım onun kalbinde
gözlerimi kapatıyorum sımsıkı
göz kapaklarım üstüme düşüyor
nasıl başarıyor kalabalıklar
nasıl koşabiliyorlar bukadar hızlı