27 Aralık 2013 Cuma

gece

gece herşeyin annesi gibi saklıyor bağrında
uyu! uyu ki bu da geçsin...
geçsin tüm sancılar, korkular
tüm yarım kalmışlar,kursakdaki hevesler...
uyu ki yeniden dirilebilesin!
zaten 20-0 geriden başlyorsun hayata
erken uyu erken kalk
bırak zaman anlasın seni
belki emzirmek ister seni yeniden
belki yine bağrına basar eskisi gibi
en azından mış gibi




13 Aralık 2013 Cuma

Allah cc biliyor
bildiğini bildiğim için, buna iman ettiğim için korkuyorum ya
kendimden
kalbimdekilerden
korkularımla yüzleşmekten
hatta kalbimdekilerle yüzleşmekten...
çözülmemiş ve çözülmesi zor düğümlerim var
tozlu raflarımda biriktirdiklerim
üstünü örttüğüm yemek masam var
örümcek ağı tutmuş boşluklarım
boşluklara sığdıramadıklarım
sığdırmak için çıkardıklarım
önemli dakikalarım
tek nefeslik mutluluklarım
bi türlü unutamadıklarım
çizilmeyi bekleyen tablolarım var
kullanmadığım renklerim
düşmeyen yağmur damlalarım
pes etmiş yorgunluklarım
kendimle olan zamansız kavgalarım
kursağımda kalmış emeklerim....
hayat yaşanmayacak kadar güzel....

4 Aralık 2013 Çarşamba

hayatın akışına kapılmaktan nefret ediyorum
hoş hiçbir zaman da beceremedim zaten
bazen istedim ama
şu an o zamanlardan birindeyim
düşüncelerim hala var ,yerli yerinde duruyorlar
ama daha sessiz daha sakin
daha az hırçın
daha az çingene
bogazıma kadar gelmiş sanki herşey
hayat, nefes, düşünce, umut,sevgi
hepsi bogazımda takılı kalmış gibi
hiçbiri olması gereken yerde değil
şöyle bir sarsıyorum kendimi bazen
şişşt diyorum kendine gel
zaten beceremezsın hayal aleminde yaşamayı
fazla zorlama bari kendini
şöyle bir nasihat veren, yol gösteren çıkmadı yahu
herkes ne dertli
yine kendi kendime konuşuyorum yani
ah bende olmasam
nolucak bu benin hali
zaman geçsin artık ya hızlı hızlı
soluk soluğa
geçse gitse
bitse gitse
sussa gitse
daha fazla zorlamasa
birazda beni sev be zaman
biraz da benim için dur
biraz da beni anla...


29 Kasım 2013 Cuma

mutsuz insan ne çok
buna inanmak ve kabullenmek istemeyen insan da öyle
herşey değişecek sabret demek ,
bazen sadece yalandan ibaretmiş gibi
çünkü her mutsuzluğun üstü örtülürken
acıkta kalan bir iki tane olsun diye
yenileri ekleniyor hayatlara
süs misali
uzun saçın tokası gibi olmazsa olmaz işte
karanlık, yıldızlrın en iyi göründüğü vakit
uzatıyorum ellerimi
ama dokunamadan çekiyorum geri
 ya sivri köşeleri batarsa
ön yargı
kırılmayan bir duvar gibi
ellerin uzanamadığına kötü demek gibi
yok benim ellerim uzanıyor ama korkuyorum
korkuyorum ya düşersem
babam da yok
kim tutacak kadar cesaretli
neyse
az kaldı...


2 Kasım 2013 Cumartesi

ne bileyim abi ne zaman büyüdük bukadar
ne zaman ıssızlaştı içimiz,
çevremiz bu kadar kalabalıklaşırken...
ellerimizdeki balonlar çoktan asıldı gökyüzüne
herkes gitmek istediği yere gider ya
yok ben bilmiyorum işte
bir harita istiyorum şimdi
kendimi tanıyamayan bana
kuzey beni göstersin
bulmak istediğimde pusulayı takip edeyim
arada uğrayayım yanına
arada kendimle kalabalıklaşayım
sürekli bir uğultu kalbimde
camları acık bırakmışım sanki
bir cereyan yüreğimde
biraz benden istiyorum şimdi
biraz babamdan
biraz annemden...


30 Ekim 2013 Çarşamba

insan paramparça olabiliyormuş
düşünceleri havada asılı kalabiliyormuş
zamanla kendini tanıyamaz hale gelebiliyormuş
dostlarına bakarak kendini tanımaya
yeniden bulmaya çalışabiliyormuş
olmaz dememek lazım
olabiliyormuş
bulmaya çalıştıkça daha çok kaçabiliyormuş
tamam işte bu ben derken
uçurumdan yuvarlanabiliyormuş
sonra taşlar çakıllar
yeniden yol bulmaya çalışmalar
toz bulutları
göz kamaştıran güneş ışıkları
dudak çatlakları
dua
vesselam...

20 Ekim 2013 Pazar

gecenin karanlığına yaslıyorum başımı
tırmanıyorum yokuşları
nefes alıyorum fikir fikir
kitlediğim kafesi açamıyorum
gözlerimde kapalı
yaklaşsan biraz daha
içindeki yıldızları göreceksin
birşey anlatamıyorum pek
zira yağmur başlıyor usulca
gece biter elbet diyorum ya kendime
gündüz olur
güneş çıkar
inanıyorum buna
inanmak istiyorum
aman her neyse işte
yok arkadaş oyle birşey
yani varda yok
fazla yok
fazlaca yok
:)


4 Ekim 2013 Cuma

içim dışıma çıkmak istiyor bazen
organlarım avuçlarıma dökülmek istiyor
evet böyle söyleyince hakkaten iğrenç
ama içimde organlarımın yerini almak isteyen bir oluşum var gibi
bir balon gibi mesela
yavaş yavaş şişiyor
şişip patlayacak gibi
aldığım her nefesle balonun içini
hava ile dolduruyormuşum gibi
kendi kendime zarar verecekmişim gibi
ne garip
garip olan benim...

3 Ekim 2013 Perşembe

kabullenmek kadar zor olan yoktur heralde
beynim örümcek ağları ile dolu
silkelemem lazım biliyorum
temizlemem lazım çalı çırpıyı
orada tozların altında kalmış gerçekler var
unutulmak üzere olanlar...
ama önce kabul etmek zorundayım artık
savaşmak ne kadar zor ise
bu savaşı bırakmak da bi okadar zor
ve ben bırakmalıyım artık
herşeyi
herkesi
.

28 Eylül 2013 Cumartesi

hani unutulurdu
herşey dün gibi
bugün gibi
yine kandırdılar...

12 Eylül 2013 Perşembe

öyle işte

beni ısıtmasını beklerken buz gibi duvar çıkıyor karşıma
kalbimde buz kesiyor ruhumda
özlemeyi unutuyorum onu görünce
kalbi soğuk memlekete gitmiş demekki
mesafeler kalbine oturmuş izin vermiyor gelmesine
üzülüyorum görünce
kendime ona bize
üzülüyorum elimden birşey gelmiyor
kalbine sığamayacak kadar buyuk olmalıyımki aklına sığdırmaya çalıştı beni
olmayacağını anlayınca koyverip gitti
hislerinin altında bazen giriş biletim yok
aklım kapısında
herşeyin anlamını yitiriyorum bazen
bazense kurtarıyor beni
ve onda buluyorum anlamları ve yine onda kaybediyorum herşeyi
bende istiyorum bazen gitmesini
bazense...
sesim çıkmıyor
çığlığım koptuğu kadar susuyorum
susunca alevler yükseliyor...
bi anlasa beni
bi anlasa yıldızlarım daha cok parlayacak mesela
ay sakal bırakacak gökyüzüne
bense korkuyorum boğulup belirsizlikler içinde
bana bir dal uzat yada bir kapı kolu
yada bir git önce istersen ama aklın selim gel
....
büyümesemiydik diyorum bazen
öyle küçücük kalsaydık
hayatı oyun sansaydık
ellerimizi uzatsaydık
sarılsaydık dünyaya
öyle sansaydık işte
sandığımız gibi kalsaydık...
ne yalan ne dolan
ne iş ne güç
tek derdimiz şeker olsaydı
sokakdan geçen kedi olsaydı
kuşlar böcekler olsaydı
birde şarkı tutturduk mu...

26 Ağustos 2013 Pazartesi

....

sana savaş açıpda üstesinden gelemediğin şeylerin bir zaman sonra ellerinden tutmaya başlıyorsun.
alışıyorsun varlığına ve onunla yürümeye devam ediyorsun
kul olma fıtratının getirdiği bir ayrıcalıkla herşeye alışıyor insan
savaş verdiğin şeyler bir zaman sonra anlamını yitiriyor
tabi bu sana artık zarar vermiyor anlamında degil
aksine yavaşca sessizce ve içten içe oymaya devam ediyor
hangisi daha tehlikeli kim bilir...
elbet kaldırılmayacak yükler verilmiyor
nihayetinde böyle bir söz vermiş vekillerin en güzeli
ancak umut..
bazen insanı tek güçsüzleştiren o oluyor
umutlarınıza sıkı sıkı sarılın diyorlar
oysa bazen umutlar vuruyor insanı sırtından
insana sadece güzel bakış açıları lazım bence
umut veya sevgi veya başka şeyler elbette bunlarda gerekli ama nasıl baktıgına bağlı
sahip oldugun güzelliklere bile sahip çıkamıyorsan
umudunda bi anlamı yok inanmanında...


9 Ağustos 2013 Cuma

mutluluk

bazen başkalarının seni mutlu etmesini  yani seni senden fazla düşünmesini beklersin
üstelik bu zamanda:)
yani insanların nasıl bencil olduklarını bildiğin halde
çünkü kendine bakamayacak kadar aciz olursun bazen
öyle bir kuş gelip konsa camına
ve sadece senin için ötse mesela
yada bi çiçek ekip sadece senin için açmasını yani sadece sana açmasını beklersin
yada bir yıldız sadece sana göz kırpsın istersen
bulutlar sadece senin istedigin şekillere bürünsün istersin
ne bileyim tüm çanlar senin için çalsın istersin işte
biri adım adım mutluluk maddeleri yazsın
ve digerleride bunları sana uygulatsın istersin
yani öyle yolda yürürken mesela
birden oraya yönlendirsinler seni
yani olmak istedigin yere
üstelik nerede ve kiminle olmak istedigini bilemesende
kısacası bazen herşeyi hep başkalarından beklersin
oysa dünya bozuk be arkadaş
ne hale gelmiş bak
insanlar insanların bırak paralarını mutluluklarına gönüllerine sahip olmak istiyor artık
bu devirde bu beklentilere girmek ancak saflıktan ileri gelir
aslında mutluluk insanın içinde demek isterdim ama degil
asıl mutluluk senin çevrendeki insanların sana karşı hissettikleri şeyde:)


3 Ağustos 2013 Cumartesi

ne omuzlarımıza dökülen saçlarımız güzel gösterir yüreğimizi nede....
izan...ne korsun sen!
elime alamıyorum
yüreğimde tutamıyorum.
nerde taşımalı seni?

12 Temmuz 2013 Cuma

.

fazla bir şey istemiyorum Allah ım denizin ile yıkanıp gökyüzün ile kurulanmak...

25 Haziran 2013 Salı

öyle işte

uzun bir yolculuğa çıkarsın ve dinlenmek için yolun üzerinde denk gelen ilk istasyona girersin ya, kısacık bir mola verirsin hani, hiç önemi yoktur nerede , neresi veya kimlerin olduğu.çünkü çok kısa durup geçeceksindir. belki acil htiyaç veya tek seferlik yemek .. tüm yapacağın bu olur. işte ben şimdi kendimi tamda orda hissediyorum. sanki bu dünya sadece yol üzerindeki bir istasyondayım. şu an vakit gecsin yol bitsin istiyorum. önemli değil aç veya tok olmam yalnız veya kalabalık olmam neşeli veya hüzünlü olmam sadece vakit geçsin...
gözlerimi açıp tavana bakıyorum bazen , gözlerimle gökyüzü çiziyorum.bulutları kendime benzetiyorum. rüzgar savuşturuyor hepsini.
öyle işte

2 Haziran 2013 Pazar

sarılmak

sevgiliye sarılmak tıpkı anneye sarılmak gibi olmalı
yani oyle hissettirmeli
sıkı sıkı sarılırsın ya anneye hani
bilirsin bu sarılma onu hiç bunaltmaz
hani kendi canına sarılır gibi kavrarsın ya
tüm kokusunu da cekersin içine
işte öyle bir şey olmalı
hayata küstüğün zaman onunla barışabilmek için aracı olarak sarılmalısın sevdigine
oyle olmalı yani
hayata sıkı sıkı tutunmanı sağlamalı
gözün kararıp da herşeyden vazgectiğinde
artık iflah olmam dediğinde
bir kez daha sarılmalısın
sıkı sıkı
senden hiç vazgecmeyecek birisine sarılır gibi
anne gibi işte
hiç yük olmayacagını bilerek
o sarılmalar başına gelenleri engelleyemez belki ama olsun
kaçıp sığınmak için bir mesken bir mağara olur

20 Mayıs 2013 Pazartesi

sıkıldım

çok sıkıldım artık
yemek yemekten
uykuya dalamamaktan
 her gece tavanı izlemekten
yorulmaktan
ağlamaktan
şişmiş gözlerimden
samimi olmayan duygulardan
iç sesimden
kendimden
saymakla bitiremeyecegim sanırım
nokta

19 Mayıs 2013 Pazar

tatsız yemek

hiçbir şey hissetmiyorum artık
ne varlık
ne yokluk
ne sevgi ne özlem
ne kaygı ne tasa
ama bu iyi birşey değil biliyormusun
hem de hiç değil
geriye bi gölgen kalmıştı sığındığım
o da yavaş yavaş yok oluyor
aklıma geldiğince değerlisin ya
öyle birşey işte
ismini dahi unutuyorum yavaş yavaş
önce ilk harfi sonra ikinci
boşlukları doldurdukça hatırlıyorum ismini
ama bir gün gerçekten yok olacaksın
ne sen benim hayatımda
ne de ben senin hayatında iz bırakacağım
böyle mi olmalıydı
evet aynen böyle olmalıydı
taaa en başından belli idi
en başında sahipsiz kaldık ikimizde
neşeli insanları gördükçe şaşırıyorum halime
sen bir şey değilsin
sadece tuz ve bibersin
okadarsın sadece
öylesin işte
ve tatsız bir yemek gibi hayat bu aralar
ama olsun
karnım doyuyor ya!

18 Mayıs 2013 Cumartesi

...

canının dağlanması ve buna karşın çaresiz kalmak
aslında ne aciz bir kelime çaresiz kalmak
ama aslında aciz olan kelime değil
Rabbinin farkında olmayan kul
yada Rabbinin demeyelimde Rabbinin planlarından bihaber olan kul
kul bi haber olunca günahkar da olur isyankar da
ve tabi yapayalnız da...
en belirsiz anı yaşamak vardır ömründe
en karanlık en beyaz en gri renklerin en i
ve hiç bişey diyememek
sadece zamanın dolmasını beklemek

şimdi ne olduğu belirsiz şeyler var
birde koyu yalnızlık
ve derin sessizlik

2 Mayıs 2013 Perşembe

amin

elimde olsa tüm acıları toplardım kendimde izin vermezdim sevdiklerimin yaralanmalarına ağlamalarına . hüzünlenmelerine bile izin vermezdim.İşte bu nedenle kimseyi tanımak yakınlaşmak sevmek istemiyorum zira bir yerden sonra zor gelmeye başlıyor. Bu durumu cok genç yaşta farketmeme rağmen bir türlü beceremedim insanlardan uzak durmayı. aksine hep daha yakın oldum hep daha sıcak. Bunu bir turlu engelleyemedim.her işimiz bir aksiyet barndırıyor. hani hep derler ya sıkıntılarını kendi günahlarından bil diye. vallahi her gun soruyorm kendime ne yapıyorum acaba hatam nedir?. bilsem billahi düzeltmek için çaba gösterecegim ama yok gercekten bilemiyorum.
bu nedenle tek bir dua ya sığınıyorum artık:

Rabbim kolaylaştır zorlaştırma
Rabbim işlerimizi hayra çıkar
amin

30 Nisan 2013 Salı

look at me!

bazı şeylerin üzerine söyleyecek söz bulamıyor insan.. bulmamalı da zaten. çünkü sadece bulduğunu zanneder .hepsi bu.
anlamını yitirmiş zamanlara sığındığımı farkediyorum bazen. üzerine yorum yapmak istiyorum. yada özlediğim zamanlardan bahsetmek istiyorum yada sevginin gücü hakkında palavralar. gercekten benimle karşılaşan yada karşılaşacak olan insana büyük geçmişler olsun. zira hiçbirşey elimdeki uçan balona tutunup uçmamı engelleyemiyor.yada hiç bir kimse. bazen yalnızlığı seciyorum adını kendim bile koyamıyorum. bazen se kalabalık olmak istiyorum ama yorulmadan. çünkü artık başım beynim kaldırmıyor annemin tabiriyle. insan kalabalığı midemi bulandırıyor artık. kendi içime nasıl kaçabilirim bilmiyorum. çok ilginç dir tüm hayatım boyunca yapayalnız olmak istiyorum. bunun adı kibir mi acaba ...bilemiyorum. kendimi yaşamımı yorumlayamıyorum gerçekten ve bu parçada ki masumuyeti ömrüm boyunca taşımak adına:
http://www.youtube.com/watch?v=cdmQSfQoSzk

bazı şeylerin üzerine yorum yapmak yerine sadece bunu dinlemeli...

14 Nisan 2013 Pazar

buz...

uzun uzadıya bir hayatın ortasında uzatmaları oynayan bir varlık gibiyim. anlamını yitirmiş cümlelere sığınan sıcaklık arayan bir varlık. beklentilerin cok gerisinde kalmış ağzından her çıkan kelimenin hüzün koktuğu ve yarası olmayanlar tarafından yarası aşağılanan biri.
siz ne anlarsınız diyorum ya sessizce ...işte onu duyan hiç yok. meğersem kimse karınca kadar kuvvetli işitsel kurguya sahip değilmiş. bazen sacmalamak geliyor içimden. sonra bakınca aslında hayatımın tamamen saçmalıklardan ibaret olduğunu ve bunun bilinç dışı yaşandığını görüyorum. bir genç kız olmanın ötesinde gençliğe yeni anlamlar katan yaşanmış olaylar karşısında yüzünde çizgiler oluşmuş bir genç kız.geç kalmaların sonu yok. hiç bitmiyor koşuşturmalar. uykusuz geceler uyuklayan geceler. vakitsiz beklentiler vs vs vs.
yaşım ömrümün yarısında şimdi yaşanışanlar ise bir kaç ömürlük işte bu nedenle hayatı artık cidiye almak istemiyorum. ama birisinin bana gelip yanıma yaklaşıp kulağıma egilip fısıltıyla hayat tamda senin düşündüğün gibi bu nedenle canını sıkma dogruyu bilen yalnızca sensin digerleri sadece gözlerine indirdikleri perde ile perdenin arkasında yaşananları yok saymayı yeğliyor demeli. ve elimden tutup tum ısrarıma ragmen cekiştirip perdenin arkasına taşımalı.
yok gercekten anlayan kimse yok beni degil yaşamı sorgulamadan sadece duydukları kadarıyla yaşamaya calışanlar evte evet siz. neden bukadar basitsiniz neden bu kadar iradesiz neden bu kadar az düşünüyorsunuz ve neden bu kadar suskunsunuz. ne yapmalı size . ne yapılırsa mutlu olursunuz.
zor zamanların dibindeyim şimdi beterin beteri var evet ama sanki bir yıkıntıyı daha kaldıramayacakmışım gibi hissediyorum. ellerim hiç ısınmıyor. elim soğuk olunca yüreğimde öyle. buz.

12 Nisan 2013 Cuma

notlar 1

okadar acı ki ellerini uzattığında dokunabileceğin hiç kimsenin olmaması.
seni anlayan cok evet ama anlamak yetmiyor ve bu tamamen bir yaşamak işiymiş...
bedenim yorgunluk uykusuzluk ve kahveden yorgun düştü beyaz bayrağı kaldırmak üzre...
sınavlar hem maddi hem manevi hiç bitmiyor...
sınavlardan nefret ediyorum...
dünyada bu kadar insan varken herkesin birbirine bukadar kayıtsız kalması yalnızlık hastalığını ortaya çıkardı...
bunu çok erken farkettiğim için bu kayıtsızlığı aşmaya çalıştım ama kader buna izin vermedi...
olumsuzlukların arasından çıkarmaya calıştım bir kaç umut ama iş bana kalmıyor sadece...
ben görevimi yaptım sanırım sıra S'ende.
küçük karanlık bir odada gözlerimi kapayacağım biliyorum...

8 Nisan 2013 Pazartesi

burdayım.

baharın gelmesi ile birlikte içimde de çiçeklerin açacağını umut ediyorum. henuz bir kıpırdanma yok ama olsun sabırlıyım. ne tuhaf diymi insanın iç dunyasının halleri mevsimlere bağlı. yoksa bende mi öyle sadece. neyse bilemiyorum. dört gözle bekliyorum yazın gelmesini. sıcak sımsıcak bir zaman dilimi olsun. hatta kocaman bir dilim olsun.ye ye bitmesin. içimiz aydınlansın açalıım perdelerimizi güneşe izin verelim. en azından aylardır perdesini açmayan ben için geçerli olsun bu. kendime gelmeye çabaları başladı yavaştan. ilk hedef insan içine çıkmaya calışmak. başka yolu yok. hayat başka türlü gecmem diyor. mecburen dinliyoruz sözünü. ilk ankara macerası hüsranla ve hüzünle sonuçlansa da. biraz dünlenip yeniden çıktım aynı maceraya hatta ardından bursa macerası. yani bu sefer fena degildi. uzun dalmalarım daha kısa sürede sonuçlandı. kendime gelip engel olmasını bildim en azından.insanlar nasıl göryor ordan bakınca bilmiyorum ama burdan bakınca rahibe teresa yanında çırak kalır dediler:) komikdi. neyse insanın gercekten yürekten seven dostları varsa sırtınızı rahatca yaslayabilirsiniz. hiç korkmadan hemde. hiç ürkmeden. ve onlar herkesden daha az soru sordukları için onlarla uzun müddet yaşayabilirsiniz bile. tam bana gore. şimdi gormezden gelmeye calışmam lazım bazı şeyleri. silemem belki ama en azından ömür bitirene kadar üstünü örmeliyim. yoksa cidden dayanmak yeniden ayağa kalkmak bunu dusunmek bile cok zor. şimdi birşey bekliyorum yaradan dan adını bilmiyorum ama bişey işte. belki odamı aydınlatacak birşey. gözlerimi kamaştıracak birşey
her neyse
hala burdayım:)

23 Mart 2013 Cumartesi

Bazen insanlar... bazen insanlar konuşuyor sadece. Herşey ölüm acısı değil bilmiyorlar.herşey gitmekle alakalı. herşey kuralsız kalmakla alakalı. O varken kurallar vardı sıkı sıkı. o yokken havada uçuşan bir boşluk.  binlerce soru ve cevapsız kağıtlar. içimin yangını. sanıyorlarki herşey zamanla. ama olmuyor hiç bir şey değişmiyor. İşin kötüsü buna beni de inandırıyorlar. çaresiz kalmak. bunların hiçbirinden haberleri yok. Sadece konuşuyorlar. ve tabi rüzgar gibi teselliler.Ben hep tek başıma ağladım. gurur olmalı bu bilemiyorum. oysa acizlerden daha acizim bilmiyorlar. akıtamam hiçbir damlamı başkalarının omzuna. işte bu teklik bu anlatamama hali, kalpde biriken bu yığıntılar çöpler.Sadece yalnız kalmak istiyorum hatta bazen yok olmak.rüyamda gördüm yine onu. Dışarda fırtına. camlarımız kırılıyor canlarımız gibi. sonra balkona cıkmaya karar veriyor. korkuyorum ayaklarına cam kırıkları batar diye oysa onunda yüreğinde yıllardır sakladığı can kırıkları vardı. adımını atınca dışarıya güneş actı dindi fırtına. şimdi ben cok dua ediyorum ya acab fırtınamı dindirecek olan yine o mu.benim için dua edebiliyormu. yoksa bütün hafızası silindimi adımını atar atmaz dışarıya.
ne kadara caba göstersem de gelemiyorum ki kendime. heryerde ona benzeyen insanlar...her yerde onun sıcaklığı.yani şimdi ben acılacak bir kapı bekliyorum sanırım. hiçbir sorunun cevabı yok bende hep yolların yarısındayım. geri mi dönsem iler gitmeye mi çalışsam. tek bildiğim çok korkuyorum...

18 Mart 2013 Pazartesi

yazmak

herşey bir yazmak işiydi aslında. suya toprağa ateşe veya havaya. herşey bir yazmak işiydi. gece atılırdı tohumlar  gökyüzüne yedi gün yedi gece.elleri tutanlar dokurdu her harfi tek tek.elleri boşlukda olanlar birbir. hüzün ,kurşunuydu kelimelerin.

14 Mart 2013 Perşembe

nokta

Garip bir hengame hayatım. Evet yine bab-ı esrarı dinliyorum. Ve farkettim ki ne zaman kendimde kaybolsam bulmak için bu parçaya sığınıyorum. Şöyle bir bakıyorum hayatıma kayıplarım ve yıkıntılarım çok. Hayata yüzeysel ve olduğu gibi bakabilenlerden değilim. İlla deşmem gereken bir şeyler gizli. Çabuk yorulduğumu varsayıyorum söylenenlerin aksine. Ve gürültü. Sanırım aklımı yitirirsem kendi içimdeki gürültüden kaynaklanabilir . Yorgunum şu an da her zaman oldugu gibi. Kendimi yarı seviyor yarı sevmiyorum. Yine gelsem dünyaya öyle olmak istermiydim...hmmm. hem evet hem hayır.Mutsuzmuyum diye soruyorum kendime. biraz sessizlik.Değilim. O halde sorun ne? Pe ki mutlumuyum? Ve yine sessizlik. Hayır değilim. O halde derdin ne? Bilmiyorum. Yani biliyorum da bilmiyorum.Sanırım hayatımın böyle devam etmesinden korkuyorum.Ve böyle ölmekten vesselam. Zira bir insan yatağına oturup yapması gereken onca şeye rağmen gökyüzüne sığınıyorsa bir derdi var demektir. Sanırım tek ihtiyacım olan biraz cesaret ferrarimi satacak kadar bir cesaret.Sırtımdakileri bir anlık yere bıraksam. Ah bi yapabilsem.Sanki bırakır bırakmaz kuşlar alıp götürecekmiş gibi. Bu yaşmı korku yaşı yoksa sadece yaşananlar mı bunu getiriyor aklına bilemiyorum. Eğer sonuca bakacaksak pekde iyi bir yolda degilim. Kendim hakkımda öğrendiğim yeni bir şey ben ne kadar sabırlıyım ve ne kadar sessiz. Sadece dışardan izlemeye karar verdim kendi hayatımı.Ve bunun için fazla çaba sarfetmiyorum.Sadece yap denileni yapmak kadar kolay ve zor birşey yokmuş.İşte bu da son nokta.

19 Şubat 2013 Salı

elimden tut baba!

elimden tut baba!

küçük kızın babasına seslenişiydi bubabası hızlı adımlarla ilerlerken. O na yetişememk ve kaybolmak korkusumu bole seslenmesine neden olmuşdu.Elimden tut baba!

Ben küçükken babam hep tutardı elimden ama özellikle karşıdan karşıya gecerken.Hiç boyle seslenememiştim babama. sanırım utanırdım biraz. yanaklarım kızarırdı hemen. gözüm hep ellerinde olurdu babamın. ama gözlerine bakamazdım. çok ilginç diymi. o yaşta böyle duygular içinde olmak. çok saygılı bir hal içinde olurduk babamıza karşı. yaş kaç olursa olsun farketmezdi. Annem hep babanız geliyor saygı gösterin kalkın ayaga derdi:)
Güzel günlerdi...
bir tanıdıgım dedi ki bana baban gittiği zaman onu asla unutmuyorsun sadece alışıyorsun. hatta alışmıyorsunda alışmış gibi yapıyorsun. işte tam  bu noktada çığlığımı koparıyorum astığım dallardan.Cebimdeki mutluluğu sadaka olarak veriyorum babası giden çocuklara.
bir yanlızlık ıslığı tutturuyorum. dilimde kekremsi anılar, babamın gözleri ve yumuk elleri. Birden dönüyorum küçüklüğüme ellerini düşününce. birden hatırlıyorumellerim onun elindeyken hissettiğim sıcaklığı. Buna şükür ki osıcaklığı hala hissede biliyorum.biliyorum ki oda beni seviyor.

10 Şubat 2013 Pazar

çaba

Bazen dünyaya birilerini mutlu etmek için geldiğime inanıyorum. kendü hayatım için hiçbir şey yapamazken hep başkaları için çabalamak evet mutlu etsede yinede cok yormaya ve cok koymaya başladı. birileride benim mutluluğum için çabalasaydı keşke. varlığımı hissettirecek bişeyler yapsalardı mesela. zamanla içime gömülmek toprağa gömülmek gibi bişey...herşey zamanla son buluyor. zamanı yakaladığı an sönüp gidiyor. sönüp gitmek derken az kaldı biliyorum sönüp gitmeme.toprak yavaş yavaş çagırıyor. bunu anneme anlatsam sakın yavrum der sakın oyle düşünme daha kaç yaşındasın ki.Allah korusun vs.oysa bilmiyorki içimdekileri toprağa vereli yıllar oldu. ve hersene üzerine attığım toprağın miktarı boyumu bile aştı...ben bu dunyada mutlu olamayacagımı yıllar önce anlamıştım. yıllar önce kendimi farkedince...ve vazgeçince kendimden....çok istedim bi amacımın olmasını. belki ozaman var olanları unutacaktım. belki ozaman vicdanımı temizleyebilecektim.belki ozaman bozacaktım bu suskunluğumu. ama olmadı işte. insanlar çok kotu Allahım. onlara verdiklerine hiç sahip çıkamıyorlar. öyle kirletiyorlar ki sahip oldukları herşeyi.öyle karartıyorlar ki dünyalarını. benim gibilerde ya onların siyahını temizlemekle ugrasıyorum yada siyahlarına bulanmakla.çok korkuyorum Allahım. bir an evvel nolur.. neyse devamını soylemeyeyim sen biliyorsun dualarımı. annem duymasın üzülür.

31 Ocak 2013 Perşembe

rüya gibi

yazsam gecermi gercekten..yazsam herşey susarmı? dinermi herşey? tüm sıkıntılar dertler kederler dinermi? yazsam gelir mi bahar...yazsam derman olur mu cidden?yazsam yeniden yada cizsem elime kalem alıp.renklerini ben secsem mesela bir seferliğine. hata da olsa başkalaına degil sadece bana ait olsa.  sadece kendmden ötürü skıntı duysam mesela. hiç akıllanmayacaksın desem. ama sadece kendime desem. bunca insana degil de bir tek kendime söz dinletemesem...şımarsam arada kendime mesela. başkalarının şımarıklıklarına katlanmaktansa kendime gülümsesem. hediyeler alsam kendime.ömrümü uzatsam azıcık gülümseyerek.hiç gürültü yapmasam sonra. kimseye yük olmasam mesela.kimsenin hakkına girmeden yaşasam.rüya gibi.

27 Ocak 2013 Pazar

..

bedenin kanı nasıl cekilirse ruhunda umutları öyle çekilirmiş. Böyle zamanda ne ruh bedenin umrundaymış nede beden  ruhun.Ve böyle zamanda sadece yaşayacak kadar umudun olurmuş.İşte nefes alacak kadarmış hepsi..Sonra mı...sonrası çaresiz bekleyişlermiş.

24 Ocak 2013 Perşembe

bunalım

bunalımdayım sanırım.bunu farkederek çıkmaya çalıştım ama bunları yazdığıma göre henüz başaramamışım...yorgunum..beynimde sürekli bir  korku..içimde umutsuzluklar...ve tekrar ediyorum hep.. beni kandırıyorlar herşey güzel olmayacak işte...hiç oyle bir beklentim kalmadı artık.sadece ama sadece sessizlik ve yalnızlık istiyorum üstelik bukadar yanlızken. sanırım kendi kendime yuk olmaya basladıgım için kendimdende kurtulmak istiyorum...gitmek kadar kalmakda bir dert..nefesim cıkmıyor bazen..bunları düşününce. karasızlığın dibindeyim.kendimi bırakıyorum bazen .bazen tutup ellerimden tavana asıyorum zincirle..biri bu gürültüyü kapatsa keşke...düşünme yetim bozularak yerini sadece korkulara ve gec kalmışlıklara bırakıyor. sanırım kalkmaya cabalamamalıyım artık. oysa herşey yine olacagına varmadımı şimdiye kadar....

.

gürültüden başka bir şey değil çevremizden duyduklarımız..işe yaramaz nefes alışlar ..gereksiz yıpratıcı tınılar. korku salan kapı çarpmaları...çocuk ağlayışları...zavallılar.göğüs kafeslerindeki o yerde kocaman boşluklu insanlar...
hak konusu ne büyük bir nimet..ama hiç okadar acımasız olamadım...ne varsa bu dunyada cıksın dedim. ama anlasın hatalarını diye.kimsenin yanmasını istemem...bir kibrit ateşine dayanamazken üstelik.
bağırsam acaba giderlermi
dağılır mı bu gürültü
...

19 Ocak 2013 Cumartesi

amin

söyleyecek birşey yok. olacak olan buydu. her bir araya gelişde .her toplulukda. her kutlamalarda aranacaktı yeri.boşluğu dünya kadar.boşluğu nefesim kadar.sonra yürekde sızı.sonra gözlerde yaş.sonra derin hatıraların sarhoşluğu.sonra pişmanlıklar.sonra acizlik ..sonra kulluk.amin

11 Ocak 2013 Cuma

yokluk

evde bir annem var,  birde babamın yokluğu
yokluğun elleri soğuk, annemi hiç ısıtmıyor.
Annem sarılıp yatıyor yokluğa
Bense uzaktan izliyorum
yokluk itiyor beni soguk elleri ile
inanmak gelmiyor içimden
inanmak kapı komşum
yoklugun yeri çok büyük
gözlerime sıgdıramıyorum hepsini
sakladığı gözyaşlarını dışarı kovuyor gözlerim
sıgdırabilmek için yokluğu
uzun soluklu bir sığdırma savaşı olacak bu belli...


kadın kokusu

hiç olmadık bir zamanda hiç olmadık bir dizi izledim. ve bugun finaline seyirci oldum. Oldukca makul bir sonu vardı. Dizinin adı kadın kokusu ( scent of a woman) ismi ile ne alakası var bilemedim ama babasını karaciger kanseri sebebi ile kaybetmiş çekingen bir kızın safra kesesi kanseri oluşunu ve son 6 ayının kaldıgını ve bu surecte yaşanınları anlatan bir dizi.oldukca keyifli ve bir okadar acıklı. bu ruh haletime bakarsak pek izlememem gereken bir senaryo idi ama aglamak için bişeyleri sebep olarak kullanmalıydım cevreme karşı her nekadar elimde kocaman bir sebebim olsada...zengin bir züppeye gecmişini hatırlatan bu 34 yaşındaki guzel ama evde kalmış kızımız ölüme olan gercek mesafesini ogrenince hayatını iyiliklerle doldurup yapması gereken en iyi şeyi yapıyor. kendine hazırladıgı 20 maddelik yapılacaklar listesini gerçekleştirmek için verdigi emek takdire şayan.kendimi onu yerine koydum ister istemez. son zamanlarda kendi ölümüm hep gözümün önünde zira.bu duygudan uzaklaştırmaya calıştım hep kendimi ama bu diziyle karşılaşınca verdim kendimi acıklı bir hayatın kollarına. en guzelide kendini bulan zengin abimizin guclu bir şekilde tum karşı çıkanlara ragmen guzel lee ye sahip cıkması ona aşık olması ki bizim sevgilerimiz aşklarımız asla boyle bir şeyi kabul etmez zira genclerimizin begendigi kıza daha ilk gunden bir hastalıgın varmı diye sorması bundan ileri gelse..her neyse...gercek sevgiye inanmakda inandırmakda cok zor...cefa olmadan sefa olmaz., sevginin ne oldugunu ve zor oldugunu bilen nesiller maalesef artık buyumuyor bu topraklarda...savaş vermeden armut piş agzıma düş düşüncesiyle buyuyen tembel insanlarla ugraşıp duruyoruz sonra. birde anlayamadıgım sevgili lee nin göz yaşlarıının içinden gelmedigine aksine kirpiklerinde hazır beklediginde ve pıt pıt dokuldugune ınanmakdayım.
bakalım bu seruvenin etkisinden ne zaman kurtulacagım...

baharat

Hayaller
Hayatın baharatı
Baharatsız yemek nasıl yavan gelirse insana
hayalsiz hayatda öyle işte
belkide ben bu nedenle lezzet alamıyorum
Peki
yeniden başlamak istersem
yani yeniden kurmaya başlasam
ama nasıl yapmalıyım
bunun egitimi olsaydı mesela
3 seansda hayal kurma sanatı:)
kişisel gelişim kursları
guzel olurdu
benim için en azından
küçükken bir hayalim vardı hep
istemlli kurmazdım ama olurdu işte
gözlerimin önünde bir çerçeve
bulutların uzerindeyim
uzun bir koltukda oturuyorum
aşagıyı izliyorum hep
kuşlar eşlik ediyor
guzeldi
huzur verirdi bana
ozamanlar inanırdım huzurun bu dunyada olduguna
olsun
şimdi önemsemiyorum eskisi gibi
bu nedenle taşıdıgım yuk bu anlamda daha azalıyor
guzel gunler olurmu bilmiyorum
ama olsun
yaşıyoruz işte...

10 Ocak 2013 Perşembe

yanık kokusu

Yanık kokusu aldı başını gidiyor. içimdeki yangını  anlatmam lazım. Zaman gecti Rabbim ve bizler devlere döndük cüceler ülkesinde. ne varsa kırıp geçtik istemeden çünkü biz devdik.sığamadık hiç bir yere.ne kendi dünyamıza nede bir başkasınınkine.sadece...sadece kendi yüregimize. şimdi o yurekde yangın var. yanınca her yer alev alev kendimden de kaçmak zorunda kaldım. Aslında ben seni aramak için yola cıktım Rabbim. biliyorum haddim degil ama seni bulmaya calışırken kendimi kaybettim... farketmedim.boynum büküldü, yüküm arttı seni ararken ve ben bir yola girdim.burada  gunahlarıda gördüm sevaplarıda.ama sana ulaşamadım.şimdi yeniden kendime mi ulaşmalıyım yoksa bu hiçlikde kaybolmalımıyım bilemiyorum. bilebilecegim hiçbir şey yokmuş bu dünyada megersem.kurallar, kanunlar hepsi birbirine girdi. ben kayboldum Rabbim.önceden elimde ben vardı şimdi oda yok...bu hi olan kulun yolda kaldı ve ne tarafa donmeli bilemiyor. korkudan gözlerini dahi acamıyor.şimdi Rabbim tam şu an da yardım etmelisin sanırım.ustesinden gelemeyecegim işlere kalkıştım....

2 Ocak 2013 Çarşamba

mutsuzluk

çevremdeki mutsuz insanlar hemen dikkatimi çekiyor. mutsuz insan cok. nedense hep onların mutsuzlukları ile ilgilendim. belkide kendi mutsuzluğumu saklama şeklimdi bu. Ondan bir kaçışdı belki. başkalarıa dalınca , onları mutlu etmek için ugraşınca herşey daha güzel oluyor sanki.kendim için ugraşmıyorum çunku Allah cc ın bana verdiği ve bir ömür gitmeyecek bir mutsuzluk barındırıyorum. duzelmesi mumkun olmayan ve her nefes alışımda beni daha cok bogan bir mutsuzluk. bu nedenle vazgectim kendimden uzun zaman once. bazen dusunuyorum sanki 50 yaş tecrubesi var bende ve bu nedenle cok ve hep yorgunum.kimse aramasın kimse sormasın istiyorum bazen. kendi üstemden kendim geleyim istiyorum ama nedense yıllar once verdiğim kararı unutuyorum. yeniden bir umut doluyor içime. bu sefer olacak dayan diyorum. sonra bir yenilgi daha. işte bu nedenle unutmak bir nimet olsada aynı duyguları yaşamak unutup unutup hatırlamak zorlamaya basladı artık beni.kendi ülkemde yaşamak zor geldi hep hala oyle aslındaa. yurt dışına kaçarsam herşey cozulur sandım. halbuki işleri daha zorlaştırdım. ordada yapamadım burdada. Allah ım diyorum bazen insanoğlu dünya gezegeni için var peki ama ben hangi gezegene aitim...