14 Nisan 2013 Pazar

buz...

uzun uzadıya bir hayatın ortasında uzatmaları oynayan bir varlık gibiyim. anlamını yitirmiş cümlelere sığınan sıcaklık arayan bir varlık. beklentilerin cok gerisinde kalmış ağzından her çıkan kelimenin hüzün koktuğu ve yarası olmayanlar tarafından yarası aşağılanan biri.
siz ne anlarsınız diyorum ya sessizce ...işte onu duyan hiç yok. meğersem kimse karınca kadar kuvvetli işitsel kurguya sahip değilmiş. bazen sacmalamak geliyor içimden. sonra bakınca aslında hayatımın tamamen saçmalıklardan ibaret olduğunu ve bunun bilinç dışı yaşandığını görüyorum. bir genç kız olmanın ötesinde gençliğe yeni anlamlar katan yaşanmış olaylar karşısında yüzünde çizgiler oluşmuş bir genç kız.geç kalmaların sonu yok. hiç bitmiyor koşuşturmalar. uykusuz geceler uyuklayan geceler. vakitsiz beklentiler vs vs vs.
yaşım ömrümün yarısında şimdi yaşanışanlar ise bir kaç ömürlük işte bu nedenle hayatı artık cidiye almak istemiyorum. ama birisinin bana gelip yanıma yaklaşıp kulağıma egilip fısıltıyla hayat tamda senin düşündüğün gibi bu nedenle canını sıkma dogruyu bilen yalnızca sensin digerleri sadece gözlerine indirdikleri perde ile perdenin arkasında yaşananları yok saymayı yeğliyor demeli. ve elimden tutup tum ısrarıma ragmen cekiştirip perdenin arkasına taşımalı.
yok gercekten anlayan kimse yok beni degil yaşamı sorgulamadan sadece duydukları kadarıyla yaşamaya calışanlar evte evet siz. neden bukadar basitsiniz neden bu kadar iradesiz neden bu kadar az düşünüyorsunuz ve neden bu kadar suskunsunuz. ne yapmalı size . ne yapılırsa mutlu olursunuz.
zor zamanların dibindeyim şimdi beterin beteri var evet ama sanki bir yıkıntıyı daha kaldıramayacakmışım gibi hissediyorum. ellerim hiç ısınmıyor. elim soğuk olunca yüreğimde öyle. buz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder