Garip bir hengame hayatım. Evet yine bab-ı esrarı dinliyorum. Ve farkettim ki ne zaman kendimde kaybolsam bulmak için bu parçaya sığınıyorum. Şöyle bir bakıyorum hayatıma kayıplarım ve yıkıntılarım çok. Hayata yüzeysel ve olduğu gibi bakabilenlerden değilim. İlla deşmem gereken bir şeyler gizli. Çabuk yorulduğumu varsayıyorum söylenenlerin aksine. Ve gürültü. Sanırım aklımı yitirirsem kendi içimdeki gürültüden kaynaklanabilir . Yorgunum şu an da her zaman oldugu gibi. Kendimi yarı seviyor yarı sevmiyorum. Yine gelsem dünyaya öyle olmak istermiydim...hmmm. hem evet hem hayır.Mutsuzmuyum diye soruyorum kendime. biraz sessizlik.Değilim. O halde sorun ne? Pe ki mutlumuyum? Ve yine sessizlik. Hayır değilim. O halde derdin ne? Bilmiyorum. Yani biliyorum da bilmiyorum.Sanırım hayatımın böyle devam etmesinden korkuyorum.Ve böyle ölmekten vesselam. Zira bir insan yatağına oturup yapması gereken onca şeye rağmen gökyüzüne sığınıyorsa bir derdi var demektir. Sanırım tek ihtiyacım olan biraz cesaret ferrarimi satacak kadar bir cesaret.Sırtımdakileri bir anlık yere bıraksam. Ah bi yapabilsem.Sanki bırakır bırakmaz kuşlar alıp götürecekmiş gibi. Bu yaşmı korku yaşı yoksa sadece yaşananlar mı bunu getiriyor aklına bilemiyorum. Eğer sonuca bakacaksak pekde iyi bir yolda degilim. Kendim hakkımda öğrendiğim yeni bir şey ben ne kadar sabırlıyım ve ne kadar sessiz. Sadece dışardan izlemeye karar verdim kendi hayatımı.Ve bunun için fazla çaba sarfetmiyorum.Sadece yap denileni yapmak kadar kolay ve zor birşey yokmuş.İşte bu da son nokta.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder