30 Nisan 2013 Salı

look at me!

bazı şeylerin üzerine söyleyecek söz bulamıyor insan.. bulmamalı da zaten. çünkü sadece bulduğunu zanneder .hepsi bu.
anlamını yitirmiş zamanlara sığındığımı farkediyorum bazen. üzerine yorum yapmak istiyorum. yada özlediğim zamanlardan bahsetmek istiyorum yada sevginin gücü hakkında palavralar. gercekten benimle karşılaşan yada karşılaşacak olan insana büyük geçmişler olsun. zira hiçbirşey elimdeki uçan balona tutunup uçmamı engelleyemiyor.yada hiç bir kimse. bazen yalnızlığı seciyorum adını kendim bile koyamıyorum. bazen se kalabalık olmak istiyorum ama yorulmadan. çünkü artık başım beynim kaldırmıyor annemin tabiriyle. insan kalabalığı midemi bulandırıyor artık. kendi içime nasıl kaçabilirim bilmiyorum. çok ilginç dir tüm hayatım boyunca yapayalnız olmak istiyorum. bunun adı kibir mi acaba ...bilemiyorum. kendimi yaşamımı yorumlayamıyorum gerçekten ve bu parçada ki masumuyeti ömrüm boyunca taşımak adına:
http://www.youtube.com/watch?v=cdmQSfQoSzk

bazı şeylerin üzerine yorum yapmak yerine sadece bunu dinlemeli...

14 Nisan 2013 Pazar

buz...

uzun uzadıya bir hayatın ortasında uzatmaları oynayan bir varlık gibiyim. anlamını yitirmiş cümlelere sığınan sıcaklık arayan bir varlık. beklentilerin cok gerisinde kalmış ağzından her çıkan kelimenin hüzün koktuğu ve yarası olmayanlar tarafından yarası aşağılanan biri.
siz ne anlarsınız diyorum ya sessizce ...işte onu duyan hiç yok. meğersem kimse karınca kadar kuvvetli işitsel kurguya sahip değilmiş. bazen sacmalamak geliyor içimden. sonra bakınca aslında hayatımın tamamen saçmalıklardan ibaret olduğunu ve bunun bilinç dışı yaşandığını görüyorum. bir genç kız olmanın ötesinde gençliğe yeni anlamlar katan yaşanmış olaylar karşısında yüzünde çizgiler oluşmuş bir genç kız.geç kalmaların sonu yok. hiç bitmiyor koşuşturmalar. uykusuz geceler uyuklayan geceler. vakitsiz beklentiler vs vs vs.
yaşım ömrümün yarısında şimdi yaşanışanlar ise bir kaç ömürlük işte bu nedenle hayatı artık cidiye almak istemiyorum. ama birisinin bana gelip yanıma yaklaşıp kulağıma egilip fısıltıyla hayat tamda senin düşündüğün gibi bu nedenle canını sıkma dogruyu bilen yalnızca sensin digerleri sadece gözlerine indirdikleri perde ile perdenin arkasında yaşananları yok saymayı yeğliyor demeli. ve elimden tutup tum ısrarıma ragmen cekiştirip perdenin arkasına taşımalı.
yok gercekten anlayan kimse yok beni degil yaşamı sorgulamadan sadece duydukları kadarıyla yaşamaya calışanlar evte evet siz. neden bukadar basitsiniz neden bu kadar iradesiz neden bu kadar az düşünüyorsunuz ve neden bu kadar suskunsunuz. ne yapmalı size . ne yapılırsa mutlu olursunuz.
zor zamanların dibindeyim şimdi beterin beteri var evet ama sanki bir yıkıntıyı daha kaldıramayacakmışım gibi hissediyorum. ellerim hiç ısınmıyor. elim soğuk olunca yüreğimde öyle. buz.

12 Nisan 2013 Cuma

notlar 1

okadar acı ki ellerini uzattığında dokunabileceğin hiç kimsenin olmaması.
seni anlayan cok evet ama anlamak yetmiyor ve bu tamamen bir yaşamak işiymiş...
bedenim yorgunluk uykusuzluk ve kahveden yorgun düştü beyaz bayrağı kaldırmak üzre...
sınavlar hem maddi hem manevi hiç bitmiyor...
sınavlardan nefret ediyorum...
dünyada bu kadar insan varken herkesin birbirine bukadar kayıtsız kalması yalnızlık hastalığını ortaya çıkardı...
bunu çok erken farkettiğim için bu kayıtsızlığı aşmaya çalıştım ama kader buna izin vermedi...
olumsuzlukların arasından çıkarmaya calıştım bir kaç umut ama iş bana kalmıyor sadece...
ben görevimi yaptım sanırım sıra S'ende.
küçük karanlık bir odada gözlerimi kapayacağım biliyorum...

8 Nisan 2013 Pazartesi

burdayım.

baharın gelmesi ile birlikte içimde de çiçeklerin açacağını umut ediyorum. henuz bir kıpırdanma yok ama olsun sabırlıyım. ne tuhaf diymi insanın iç dunyasının halleri mevsimlere bağlı. yoksa bende mi öyle sadece. neyse bilemiyorum. dört gözle bekliyorum yazın gelmesini. sıcak sımsıcak bir zaman dilimi olsun. hatta kocaman bir dilim olsun.ye ye bitmesin. içimiz aydınlansın açalıım perdelerimizi güneşe izin verelim. en azından aylardır perdesini açmayan ben için geçerli olsun bu. kendime gelmeye çabaları başladı yavaştan. ilk hedef insan içine çıkmaya calışmak. başka yolu yok. hayat başka türlü gecmem diyor. mecburen dinliyoruz sözünü. ilk ankara macerası hüsranla ve hüzünle sonuçlansa da. biraz dünlenip yeniden çıktım aynı maceraya hatta ardından bursa macerası. yani bu sefer fena degildi. uzun dalmalarım daha kısa sürede sonuçlandı. kendime gelip engel olmasını bildim en azından.insanlar nasıl göryor ordan bakınca bilmiyorum ama burdan bakınca rahibe teresa yanında çırak kalır dediler:) komikdi. neyse insanın gercekten yürekten seven dostları varsa sırtınızı rahatca yaslayabilirsiniz. hiç korkmadan hemde. hiç ürkmeden. ve onlar herkesden daha az soru sordukları için onlarla uzun müddet yaşayabilirsiniz bile. tam bana gore. şimdi gormezden gelmeye calışmam lazım bazı şeyleri. silemem belki ama en azından ömür bitirene kadar üstünü örmeliyim. yoksa cidden dayanmak yeniden ayağa kalkmak bunu dusunmek bile cok zor. şimdi birşey bekliyorum yaradan dan adını bilmiyorum ama bişey işte. belki odamı aydınlatacak birşey. gözlerimi kamaştıracak birşey
her neyse
hala burdayım:)