31 Ocak 2013 Perşembe

rüya gibi

yazsam gecermi gercekten..yazsam herşey susarmı? dinermi herşey? tüm sıkıntılar dertler kederler dinermi? yazsam gelir mi bahar...yazsam derman olur mu cidden?yazsam yeniden yada cizsem elime kalem alıp.renklerini ben secsem mesela bir seferliğine. hata da olsa başkalaına degil sadece bana ait olsa.  sadece kendmden ötürü skıntı duysam mesela. hiç akıllanmayacaksın desem. ama sadece kendime desem. bunca insana degil de bir tek kendime söz dinletemesem...şımarsam arada kendime mesela. başkalarının şımarıklıklarına katlanmaktansa kendime gülümsesem. hediyeler alsam kendime.ömrümü uzatsam azıcık gülümseyerek.hiç gürültü yapmasam sonra. kimseye yük olmasam mesela.kimsenin hakkına girmeden yaşasam.rüya gibi.

27 Ocak 2013 Pazar

..

bedenin kanı nasıl cekilirse ruhunda umutları öyle çekilirmiş. Böyle zamanda ne ruh bedenin umrundaymış nede beden  ruhun.Ve böyle zamanda sadece yaşayacak kadar umudun olurmuş.İşte nefes alacak kadarmış hepsi..Sonra mı...sonrası çaresiz bekleyişlermiş.

24 Ocak 2013 Perşembe

bunalım

bunalımdayım sanırım.bunu farkederek çıkmaya çalıştım ama bunları yazdığıma göre henüz başaramamışım...yorgunum..beynimde sürekli bir  korku..içimde umutsuzluklar...ve tekrar ediyorum hep.. beni kandırıyorlar herşey güzel olmayacak işte...hiç oyle bir beklentim kalmadı artık.sadece ama sadece sessizlik ve yalnızlık istiyorum üstelik bukadar yanlızken. sanırım kendi kendime yuk olmaya basladıgım için kendimdende kurtulmak istiyorum...gitmek kadar kalmakda bir dert..nefesim cıkmıyor bazen..bunları düşününce. karasızlığın dibindeyim.kendimi bırakıyorum bazen .bazen tutup ellerimden tavana asıyorum zincirle..biri bu gürültüyü kapatsa keşke...düşünme yetim bozularak yerini sadece korkulara ve gec kalmışlıklara bırakıyor. sanırım kalkmaya cabalamamalıyım artık. oysa herşey yine olacagına varmadımı şimdiye kadar....

.

gürültüden başka bir şey değil çevremizden duyduklarımız..işe yaramaz nefes alışlar ..gereksiz yıpratıcı tınılar. korku salan kapı çarpmaları...çocuk ağlayışları...zavallılar.göğüs kafeslerindeki o yerde kocaman boşluklu insanlar...
hak konusu ne büyük bir nimet..ama hiç okadar acımasız olamadım...ne varsa bu dunyada cıksın dedim. ama anlasın hatalarını diye.kimsenin yanmasını istemem...bir kibrit ateşine dayanamazken üstelik.
bağırsam acaba giderlermi
dağılır mı bu gürültü
...

19 Ocak 2013 Cumartesi

amin

söyleyecek birşey yok. olacak olan buydu. her bir araya gelişde .her toplulukda. her kutlamalarda aranacaktı yeri.boşluğu dünya kadar.boşluğu nefesim kadar.sonra yürekde sızı.sonra gözlerde yaş.sonra derin hatıraların sarhoşluğu.sonra pişmanlıklar.sonra acizlik ..sonra kulluk.amin

11 Ocak 2013 Cuma

yokluk

evde bir annem var,  birde babamın yokluğu
yokluğun elleri soğuk, annemi hiç ısıtmıyor.
Annem sarılıp yatıyor yokluğa
Bense uzaktan izliyorum
yokluk itiyor beni soguk elleri ile
inanmak gelmiyor içimden
inanmak kapı komşum
yoklugun yeri çok büyük
gözlerime sıgdıramıyorum hepsini
sakladığı gözyaşlarını dışarı kovuyor gözlerim
sıgdırabilmek için yokluğu
uzun soluklu bir sığdırma savaşı olacak bu belli...


kadın kokusu

hiç olmadık bir zamanda hiç olmadık bir dizi izledim. ve bugun finaline seyirci oldum. Oldukca makul bir sonu vardı. Dizinin adı kadın kokusu ( scent of a woman) ismi ile ne alakası var bilemedim ama babasını karaciger kanseri sebebi ile kaybetmiş çekingen bir kızın safra kesesi kanseri oluşunu ve son 6 ayının kaldıgını ve bu surecte yaşanınları anlatan bir dizi.oldukca keyifli ve bir okadar acıklı. bu ruh haletime bakarsak pek izlememem gereken bir senaryo idi ama aglamak için bişeyleri sebep olarak kullanmalıydım cevreme karşı her nekadar elimde kocaman bir sebebim olsada...zengin bir züppeye gecmişini hatırlatan bu 34 yaşındaki guzel ama evde kalmış kızımız ölüme olan gercek mesafesini ogrenince hayatını iyiliklerle doldurup yapması gereken en iyi şeyi yapıyor. kendine hazırladıgı 20 maddelik yapılacaklar listesini gerçekleştirmek için verdigi emek takdire şayan.kendimi onu yerine koydum ister istemez. son zamanlarda kendi ölümüm hep gözümün önünde zira.bu duygudan uzaklaştırmaya calıştım hep kendimi ama bu diziyle karşılaşınca verdim kendimi acıklı bir hayatın kollarına. en guzelide kendini bulan zengin abimizin guclu bir şekilde tum karşı çıkanlara ragmen guzel lee ye sahip cıkması ona aşık olması ki bizim sevgilerimiz aşklarımız asla boyle bir şeyi kabul etmez zira genclerimizin begendigi kıza daha ilk gunden bir hastalıgın varmı diye sorması bundan ileri gelse..her neyse...gercek sevgiye inanmakda inandırmakda cok zor...cefa olmadan sefa olmaz., sevginin ne oldugunu ve zor oldugunu bilen nesiller maalesef artık buyumuyor bu topraklarda...savaş vermeden armut piş agzıma düş düşüncesiyle buyuyen tembel insanlarla ugraşıp duruyoruz sonra. birde anlayamadıgım sevgili lee nin göz yaşlarıının içinden gelmedigine aksine kirpiklerinde hazır beklediginde ve pıt pıt dokuldugune ınanmakdayım.
bakalım bu seruvenin etkisinden ne zaman kurtulacagım...

baharat

Hayaller
Hayatın baharatı
Baharatsız yemek nasıl yavan gelirse insana
hayalsiz hayatda öyle işte
belkide ben bu nedenle lezzet alamıyorum
Peki
yeniden başlamak istersem
yani yeniden kurmaya başlasam
ama nasıl yapmalıyım
bunun egitimi olsaydı mesela
3 seansda hayal kurma sanatı:)
kişisel gelişim kursları
guzel olurdu
benim için en azından
küçükken bir hayalim vardı hep
istemlli kurmazdım ama olurdu işte
gözlerimin önünde bir çerçeve
bulutların uzerindeyim
uzun bir koltukda oturuyorum
aşagıyı izliyorum hep
kuşlar eşlik ediyor
guzeldi
huzur verirdi bana
ozamanlar inanırdım huzurun bu dunyada olduguna
olsun
şimdi önemsemiyorum eskisi gibi
bu nedenle taşıdıgım yuk bu anlamda daha azalıyor
guzel gunler olurmu bilmiyorum
ama olsun
yaşıyoruz işte...

10 Ocak 2013 Perşembe

yanık kokusu

Yanık kokusu aldı başını gidiyor. içimdeki yangını  anlatmam lazım. Zaman gecti Rabbim ve bizler devlere döndük cüceler ülkesinde. ne varsa kırıp geçtik istemeden çünkü biz devdik.sığamadık hiç bir yere.ne kendi dünyamıza nede bir başkasınınkine.sadece...sadece kendi yüregimize. şimdi o yurekde yangın var. yanınca her yer alev alev kendimden de kaçmak zorunda kaldım. Aslında ben seni aramak için yola cıktım Rabbim. biliyorum haddim degil ama seni bulmaya calışırken kendimi kaybettim... farketmedim.boynum büküldü, yüküm arttı seni ararken ve ben bir yola girdim.burada  gunahlarıda gördüm sevaplarıda.ama sana ulaşamadım.şimdi yeniden kendime mi ulaşmalıyım yoksa bu hiçlikde kaybolmalımıyım bilemiyorum. bilebilecegim hiçbir şey yokmuş bu dünyada megersem.kurallar, kanunlar hepsi birbirine girdi. ben kayboldum Rabbim.önceden elimde ben vardı şimdi oda yok...bu hi olan kulun yolda kaldı ve ne tarafa donmeli bilemiyor. korkudan gözlerini dahi acamıyor.şimdi Rabbim tam şu an da yardım etmelisin sanırım.ustesinden gelemeyecegim işlere kalkıştım....

2 Ocak 2013 Çarşamba

mutsuzluk

çevremdeki mutsuz insanlar hemen dikkatimi çekiyor. mutsuz insan cok. nedense hep onların mutsuzlukları ile ilgilendim. belkide kendi mutsuzluğumu saklama şeklimdi bu. Ondan bir kaçışdı belki. başkalarıa dalınca , onları mutlu etmek için ugraşınca herşey daha güzel oluyor sanki.kendim için ugraşmıyorum çunku Allah cc ın bana verdiği ve bir ömür gitmeyecek bir mutsuzluk barındırıyorum. duzelmesi mumkun olmayan ve her nefes alışımda beni daha cok bogan bir mutsuzluk. bu nedenle vazgectim kendimden uzun zaman once. bazen dusunuyorum sanki 50 yaş tecrubesi var bende ve bu nedenle cok ve hep yorgunum.kimse aramasın kimse sormasın istiyorum bazen. kendi üstemden kendim geleyim istiyorum ama nedense yıllar once verdiğim kararı unutuyorum. yeniden bir umut doluyor içime. bu sefer olacak dayan diyorum. sonra bir yenilgi daha. işte bu nedenle unutmak bir nimet olsada aynı duyguları yaşamak unutup unutup hatırlamak zorlamaya basladı artık beni.kendi ülkemde yaşamak zor geldi hep hala oyle aslındaa. yurt dışına kaçarsam herşey cozulur sandım. halbuki işleri daha zorlaştırdım. ordada yapamadım burdada. Allah ım diyorum bazen insanoğlu dünya gezegeni için var peki ama ben hangi gezegene aitim...