Bazen insanlar... bazen insanlar konuşuyor sadece. Herşey ölüm acısı değil bilmiyorlar.herşey gitmekle alakalı. herşey kuralsız kalmakla alakalı. O varken kurallar vardı sıkı sıkı. o yokken havada uçuşan bir boşluk. binlerce soru ve cevapsız kağıtlar. içimin yangını. sanıyorlarki herşey zamanla. ama olmuyor hiç bir şey değişmiyor. İşin kötüsü buna beni de inandırıyorlar. çaresiz kalmak. bunların hiçbirinden haberleri yok. Sadece konuşuyorlar. ve tabi rüzgar gibi teselliler.Ben hep tek başıma ağladım. gurur olmalı bu bilemiyorum. oysa acizlerden daha acizim bilmiyorlar. akıtamam hiçbir damlamı başkalarının omzuna. işte bu teklik bu anlatamama hali, kalpde biriken bu yığıntılar çöpler.Sadece yalnız kalmak istiyorum hatta bazen yok olmak.rüyamda gördüm yine onu. Dışarda fırtına. camlarımız kırılıyor canlarımız gibi. sonra balkona cıkmaya karar veriyor. korkuyorum ayaklarına cam kırıkları batar diye oysa onunda yüreğinde yıllardır sakladığı can kırıkları vardı. adımını atınca dışarıya güneş actı dindi fırtına. şimdi ben cok dua ediyorum ya acab fırtınamı dindirecek olan yine o mu.benim için dua edebiliyormu. yoksa bütün hafızası silindimi adımını atar atmaz dışarıya.
ne kadara caba göstersem de gelemiyorum ki kendime. heryerde ona benzeyen insanlar...her yerde onun sıcaklığı.yani şimdi ben acılacak bir kapı bekliyorum sanırım. hiçbir sorunun cevabı yok bende hep yolların yarısındayım. geri mi dönsem iler gitmeye mi çalışsam. tek bildiğim çok korkuyorum...
23 Mart 2013 Cumartesi
18 Mart 2013 Pazartesi
yazmak
herşey bir yazmak işiydi aslında. suya toprağa ateşe veya havaya. herşey bir yazmak işiydi. gece atılırdı tohumlar gökyüzüne yedi gün yedi gece.elleri tutanlar dokurdu her harfi tek tek.elleri boşlukda olanlar birbir. hüzün ,kurşunuydu kelimelerin.
14 Mart 2013 Perşembe
nokta
Garip bir hengame hayatım. Evet yine bab-ı esrarı dinliyorum. Ve farkettim ki ne zaman kendimde kaybolsam bulmak için bu parçaya sığınıyorum. Şöyle bir bakıyorum hayatıma kayıplarım ve yıkıntılarım çok. Hayata yüzeysel ve olduğu gibi bakabilenlerden değilim. İlla deşmem gereken bir şeyler gizli. Çabuk yorulduğumu varsayıyorum söylenenlerin aksine. Ve gürültü. Sanırım aklımı yitirirsem kendi içimdeki gürültüden kaynaklanabilir . Yorgunum şu an da her zaman oldugu gibi. Kendimi yarı seviyor yarı sevmiyorum. Yine gelsem dünyaya öyle olmak istermiydim...hmmm. hem evet hem hayır.Mutsuzmuyum diye soruyorum kendime. biraz sessizlik.Değilim. O halde sorun ne? Pe ki mutlumuyum? Ve yine sessizlik. Hayır değilim. O halde derdin ne? Bilmiyorum. Yani biliyorum da bilmiyorum.Sanırım hayatımın böyle devam etmesinden korkuyorum.Ve böyle ölmekten vesselam. Zira bir insan yatağına oturup yapması gereken onca şeye rağmen gökyüzüne sığınıyorsa bir derdi var demektir. Sanırım tek ihtiyacım olan biraz cesaret ferrarimi satacak kadar bir cesaret.Sırtımdakileri bir anlık yere bıraksam. Ah bi yapabilsem.Sanki bırakır bırakmaz kuşlar alıp götürecekmiş gibi. Bu yaşmı korku yaşı yoksa sadece yaşananlar mı bunu getiriyor aklına bilemiyorum. Eğer sonuca bakacaksak pekde iyi bir yolda degilim. Kendim hakkımda öğrendiğim yeni bir şey ben ne kadar sabırlıyım ve ne kadar sessiz. Sadece dışardan izlemeye karar verdim kendi hayatımı.Ve bunun için fazla çaba sarfetmiyorum.Sadece yap denileni yapmak kadar kolay ve zor birşey yokmuş.İşte bu da son nokta.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)