30 Ekim 2014 Perşembe

bişeyler yazacak vaktim olmadığından değil yada artık mutlu olduğumdan değil yada yazacak bişey bulamadığımdan değil mevlana misali hamdım piştim yandım bu üç safhadan birindeyim geçip gidiyorum ama hangisindeyim bilmiyorum. yazamamak değilde artık nasıl ifade etmeli modundayım daha çok hiç akıldan çıkılmayan onca şeye yenilerini ekliyorum gün be gün. insanlar eşlerini arıyor yada çiftlerini. ya bendeki bu lakayt durum ne. kendim bukadar üzgün iken nasıl oluyorda etrafımdaki insanları üzme hakkı buluyorum kendimde. nedne bu kadar bencil oldum ne zaman bu hale geldim. hesabını verebilecekmiyim. umudun ortasında iken doğum sancısı gibi gordum hep yaşadıklarımı oysa bir avunmadan öteye gecememişim ne yazıkki..zaman işliyor tik tak. çabucak geçsin be hızlıca. geçsin ama aklı başında. aklımı başımdan almadan. sonra nasıl bilirim ki nasıl konuşacağımı...

2 Ekim 2014 Perşembe

boş bir kutu
kutuda bi delik
delik de bir göz
bir sağa bir sola
bir kalp var ortada atan
deliğin hemen altında
kalbin ellerinde bekleyiş
bekleyiş bilir mi beklendiğini
bilsin ki acele etsin
göz hala bir sağa bir sola
dili yok kalbin
boş kutuda bazen bir bulut
bazen bir kuş
çırparken kanatlarını döküveriyor tüylerini
delikde bir göz
el sığmıyor deliğe
el büyük
dil lal
bekleyiş
belki biri
boş kutuyu
kutudaki deliği
delikten bakan gözü
sığmayan büyük eli farkeder
el dil olur
dil anlatır
kalbin eksikliklerini
...